İstanbul

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Afrika Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mürsel Bayram, Sudan ordusunun başkent Hartum’da kontrol sağlamasını ve olası gelişmeleri AA Analiz için kaleme aldı.

***

Sudan, bağımsızlığından beri kanlı iç savaşlara sahne olan bir ülke. 1955–1972 ve 1983–2005 yılları arasında yaşanan iç savaş 2011’de Güney Sudan’ın bağımsızlığıyla neticelendi. Ülkenin güneyindeki çatışmalar çözüme kavuşturulmadan 2003’te ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde yeni çatışmalar baş gösterdi. Darfur’da 2021’e kadar düşük yoğunluklu olarak devam eden çatışmalar halihazırdaki iç savaşın taraflarından biri olan Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) doğurdu.

Muhammed Hamdan Dagalu ve kardeşlerinin komuta ettiği paramiliter HDK unsurları eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir sonrası dönemde doğrudan ülke yönetimine dahil oldu fakat bir noktada Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile iktidarı paylaşamadı. Nihayetinde HDK, 15 Nisan 2023’te Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne meydan okuyarak son derece tahripkar bir iç savaş başlattı. Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) askeri destek alan HDK, 2 yıl süren iç savaş sürecinde Çad, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Nijer, Mali, Etiyopya, Güney Sudan, Yemen ve Kolombiya vatandaşı binlerce paralı askerle Sudan ordusu karşısında alan kazandı. Ayrıca, Darfur’daki altın madenlerini kontrol eden HDK bu madenlerden çıkan altını BAE’ye satarak iç savaşı finanse edebilecek bir ekonomik güç elde etti.

Sudan Silahlı Kuvvetleri iç savaşın başlangıcından itibaren Ukrayna’dan İran’a kadar pek çok uluslararası aktörle temas kurarak destek bulmaya çalıştı. Bu aktörler arasında Türkiye öne çıktı. Sudan ordusunun yakın dönemde Türkiye’den temin ettiği silahlı insansız hava araçları (SİHA) iç savaşta dengenin HDK aleyhine değişmesine yardımcı oldu. Sudan ordusu önce Bahri, El-Cezire, Sinnar ve Umdurman’ı kontrol etti. Son olarak başkent Hartum’da kontrolü sağlayan Sudan ordusu 21 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı isyancıların elinden aldı. HDK’nın üs olarak kullandığı Cebel Evliya ve Burri bölgeleri ile Uluslararası Hartum Havalimanı da 25-26 Mart’ta ordunun kontrolüne geçti. Böylece isyancı unsurlar başkent Hartum’dan çıkarılmış oldu.

Sudan ordusunun Hartum’da kontrol sağlaması ne ifade ediyor?

HDK’nin Hartum’dan çıkarılması iç savaşın seyri açısından son derece kritik bir gelişme ancak Batı Kurdufan ve Darfur bölgelerinde halen HDK etkinliğinin devam ettiğini belirtmek gerekir. Dolayısıyla, iç savaş henüz bitmiş değil. HDK elinde tuttuğu bölgelerde Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne karşı savaşmaya devam edecektir. İsyancılar özellikle altın madenlerinin bulunduğu sahaları kolaylıkla terk etmeyecektir. HDK’nin Sudan ordusuyla çatışmaya devam etmesi ve kontrol ettiği bölgelerde paralel bir hükümet kurması durumunda ülkede Libya’daki gibi fiili bir bölünme söz konusu olacaktır. HDK’nin başkentten çıkarılması isyancıların askeri ve psikolojik zafiyetine işaret ettiği için bu ihtimaller kısa vadede hayata geçirilemeyebilir. HDK büyük ölçüde paralı askerlerden oluşuyor, dolayısıyla isyancı unsurlar ekonomik motivasyonlarını kaybetmeseler dahi sahayı Sudan ordusu kadar iyi bilmiyor. Bu durum, HDK’nin siyasi ve askeri organizasyon kapasitesini zayıflatıyor.

Sudan ordusunun başkent Hartum’da kontrol sağlaması yerinden edilmiş milyonlarca insanın evlerine dönmesi açısından bir umut ışığı doğurdu. Ordu kontrolündeki bölgelerde hayat normale döndükçe ekonomik ve tarımsal faaliyetler canlanacak, böylece ülkedeki kıtlık tehlikesi ortadan kalkacaktır. Hartum Havalimanı’nın ordu kontrolüne geçmesiyle ülkeye uluslararası yardımların transferi kolaylaşacaktır. Ayrıca, Hartum’daki büyükelçiliklerini kapatan veya başka şehirlere taşıyan ülkeler başkentte diplomatik misyonlarını yeniden açmaya başlayacaklardır.

Savaşa taraf olan devletler nasıl konumlanacak?

Hartum’da Sudan ordusunun kontrolü ele alması Sudan iç savaşının bölgesel ve küresel boyutlarını değiştirebilir. Sudan ordusu hem psikolojik üstünlük sağlamış hem de meşruiyetini güçlendirmiş bir şekilde sahada ve masada olacaktır. HDK’nin destek bulduğu Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi komşu ülkeler zayıflayan ve kaybetmesi muhtemel olan tarafta yer almak istemeyebilir. İsyancıları himaye eden BAE lideri Muhammed bin Zayed Al Nahyan daha fazla itibar kaybı yaşamamak için siyasi çözüm çabalarına angaje olabilir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından hem Sudan ordusunu hem de HDK’yi desteklemekle suçlanan Rusya ise Kızıldeniz’deki donanma üssü planını hayata geçirebilmek ve altın ticaretinden pay almaya devam edebilmek için Hartum ile temaslarını yoğunlaştırabilir. BAE destekli isyancılara karşı Sudan ordusuna SİHA temin eden İran da Rusya’nın gölgesinde bölgede etkinliğini artırmaya çalışabilir.

Türkiye’nin rolü önem kazanıyor

ABD ve BAE’nin kaybettiği mevcut Sudan denkleminde Rusya ve İran’dan ziyade Türkiye’nin rolünün daha önemli hale geldiği söylenebilir. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 11 Nisan’da Türkiye’yi ziyaret edecek olması bunun en açık göstergesidir. Burhan’ın ziyareti muhtemelen hem Türkiye’nin Sudan’daki yapıcı ve kritik rolü için bir teşekkür mahiyetinde olacak hem de bundan sonraki yol haritasının belirlenmesi bakımından önem arz edecektir. Ziyaretin akabinde yapılacak açıklamalar bu anlamda gerek bölgesel gerekse de küresel güçlerce dikkatle takip edilecektir. ABD ve Rusya başta olmak üzere küresel güçler Sudan iç savaşının siyasi çözümü konusunda Türkiye’yi merkezi aktör olarak değerlendirecektir.

Etiyopya ile Somali arasındaki tarihi arabuluculuk inisiyatifinden birkaç gün sonra Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Sudan ve BAE arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ifade etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan böylece BAE’yi resmen Sudan iç savaşının tarafı olarak ilan etmişti. Bu noktada, Hartum’da Sudan ordusunun kontrolü ele alması ve el-Burhan’ın bu zaferden sonra ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirecek olması Muhammed bin Zayed Al Nahyan yönetimini siyasi bir çözüme zorlayabilir.

[Doç. Dr. Mürsel Bayram, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Afrika Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanıdır.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak URL