ANKARA (AA) – DÜNYA
DSP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit, “Baykal, halkı bize limon gibi sıktıracak. En can alıcı noktada da desteğini çekecek, plan bu” dedi. Ecevit, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın aldatıcı taktik ustası olduğunu ileri sürdü. Baykal’ın taktiklerinin son grup konuşması ve bir TV programında sorulara verdiği yanıtlardan ortaya çıktığını bildiren Ecevit, “Sayın Baykal, 4 yıllık iktidar ortaklığı döneminde kendi partisinin yapamadığını bize yaptırmak istiyor. Ateşten gömleği bize giydirmek istiyor. Enflasyonla mücadelenin en can alıcı naktasında da desteğini çekeceğini söylüyor” diye konuştu.
Baykal’ın enflasyonla mücadele için hükümetten önlemler almasını istediğini hatırlatan Ecevit, “Sayın Baykal, (Kore Devlet Başkanı enflasyonla mücadele için şok tedbirler aldı, sonra da şerefiyle düştü) diyor. Bize de Kore Devlet Başkanınki gibi bir akıbet tanıyor” dedi.
Bülent Ecevit, Baykal’ın emeklilik yaşının yükseltilmesi, SSK’nın kurtarılması için yapılacak yasal düzenlemeye yanıt vermediğini söyledi. Ecevit, Baykal’ın “Başbakan olsaydınız enflasyonla nasıl mücadele ederdiniz?” sorusuna, “bir yıllık program uygulardım” karşılığını verirken, bu programın nelerden oluşacağı konusuna ise hiç değinmek istemediğini bildirdi. Ecevit, “Sayın Baykal, halkı bize limon gibi sıktıracak. En can alıcı noktada da desteğini çekecek, plan bu” diye konuştu.
Hükümet’in Güneydoğu sorunu konusunda önlem almadığı iddialarının da doğru olmadığını kaydeden Ecevit, daha önceki hükümetlerin sözünü bile etmedikleri önlemleri uygulamaya koyduklarını, bu konuda hazırladıkları tasarının da TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunduğunu anlattı.
Deniz Baykal’ın, vergi, sosyal güvenlik, işsizlik sigortası konularında düzenlenen reform niteliğindeki yasa tasarılarını görmezden geldiğini söyleyen Bülent Ecevit, önümüzdeki bir kaç ay içerisinde yapılacak düzenlemelerle, Türkiye’nin insan hakları konusunda herhangi bir sorunu kalmayacağını ifade etti.
Çiller ve Erbakan ağzı
DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Deniz Baykal’ın, hükümete sivil alternatif oluşturma çabası içinde olduklarını söylediğini de hatırlatarak, bu sözlerin bugünkü hükümetin yarı askeri olduğu anlamına geldiğini belirtti. Ecevit, “Bunları RP söylüyor. DYP’nin değil Çiller’in söylemi. Şimdi Sayın Baykal da söylüyor. Baykal, Erbakan ve Çiller ağzıyla konuşuyor” dedi.
Deniz Baykal’ın, DYP ve dolaylı olarak da RP ile diyalog kurarak sivil alternatif planladığının anlaşıldığını bildiren Ecevit, “DYP ile ilişki kurduğunu biliyoruz” diye konuştu.
Yolun ortasında
Ecevit, Hükümet’in 3 partili bir azınlık hükümeti olduğunu, dışardan verilen oy desteğinin güvencesinin bulunmadığını belirterek, bir yandan halkı ezmeden enflasyonu indirmeye çalışırken, bir yandan da bazı reformları gerçekleştirmeye çalışacaklarını söyledi.
“Yolun ortasında hükümet düşürülecek, amaç bu” diyen Ecevit, tezgahların geçersiz kılınmasının tek yolunun başarıdan geçtiğini belirtti. Ecevit, “Halkın desteği bütün oyunların bozulmasını sağlayacaktır. Biz başarılı olduğumuz sürece Sayın Baykal desteğini çekme çesaretini bulamayacaktır” dedi.
Ecevit, Almanya’nın terör örgütü PKK konusunda bir tavır değişikliği içine girmesini, “Almanya’nın tavrı, (beni sokmayan yılan bin yaşasın) tavrıdır” şeklinde yorumladı.
Bazı üst düzey Alman politikacıların terör örgütüyle diyaloğa girerek, Almanya topraklarında
terörist eylem yapmamalarını istediklerini kaydeden Ecevit, bunun “Türkiye’de ne yaparsan yap, istersen çocukları öldür” anlamına geldiğini söyledi. Almanya’nın terör örgütüyle diyaloğa girdiğini belirten Ecevit, bazı AB ülkelerinin de aynı tavrı sergilediğini kaydette. Bülent Ecevit, bu ülke kamuoylarına gerçeği anlatmak için yaygın bir tanıtım kampanyası düzenleneceğini de sözlerine ekledi.
Dünya Gazetesi – 1998
Baykal: Ülke seçime gider
● Ardan ZENTÜRK / ANKARA
Politika dünyası yeni bir çalkantının eşiğinde… Anasol-D Hükümeti’ni dışardan oylarıyla destekleyen fakat her geçen gün muhalefet dozunu artıran CHP’nin taktiklerine karşı hükümetin özellikle Anasol kanadından gelen tepkiler, erken seçimi de gündeme getirdi…
Başkent kulislerini birden ısıtan gelişmeler, Başbakan Mesut Yılmaz’ın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a dönük “güvensizliğini” dile getirmesiyle başladı.
Yılmaz, Baykal’ın, “Bu hükümet enflasyonu düşürmez, ciddi bir ekonomik istikrar planı uygulamazsa, desteğimizi çekebiliriz” yönündeki açıklamalarını genel hatlarıyla şu sözlerle karşıladı;
“Baykal, bizi, halkı canından bezdirecek bir anti-enflasyonist politikaya zorluyor. Bu politikaları ben iyi bilirim. Devamında 12 Mart, 12 Eylül’ler yatan politikalardır. Bizi, ekonomik istikrar paketi açıp halkla sıkıntıyı paylaşmaya zorlayacak, sonra, kendisi için uygun gördüğü yerde seçim taktikleri izleyecek…”
Başkent kulislerini, yaklaşık bir aydır meşgul eden bir senaryo da Ecevit ve Yılmaz’ın bu çıkışlarıyla bir kez daha gündeme geldi.
Bu senaryoya göre, DYP ve CHP kurmayları, Baykal’ın başbakanlığında, Refah’ın desteğiyle bir “erken seçim hükümeti” kurulmasında anlaşmışlardı.
CHP liderine bu senaryoyu sorduk. Yanıtı, öncelikle, Anasol-D’yi eleştirmekte düğümlendi.
“Bu hükümet iflas etmiştir. Ekonomide istikrarı sağlayamıyor, enflasyonu düşüremiyor, halkı hayat pahalılığına ezdirirken, devletin milyonlarca dolarını bir-kaç sermaye grubuna hortumluyor. Türkiye böyle bir hükümeti daha fazla taşıyamaz. Zaten onlar da bırakıp gidecek yer anıyorlar. Bu iş erken seçimdir. Ülke erken seçime gider.” Bu noktada, Başkent’teki senaryoyu bir kez daha hatırlatıyoruz. Yanıtı ilginç. “Türkiye, o noktaya geldiği anda, meclis gerekli formülü bulur.” Baykal’dan senaryola yalanlama yok. Türkiye erken seçime gidecek gibi görülüyor.
Dünya Gazetesi – 1998
Demirel: Piyasa ekonomisi planlamanın önemini artırdı
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, çağdaş dünyada hızla yaygınlaşan ve yerleşen serbest piyasa ekonomisi ve buna bağlı olarak devletin ekonomiden elini çekmesinin, planlamanın önemini azaltmadığını, daha da artırdığını bildirdi. Demirel, Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kuruluş yıldönümü dolayısıyla Müsteşar Prof. Dr. Orhan Güvenen’e bir mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Demirel, mesajında, 75 yıl önce çağdaş, kurumsal bir yapıda kurulan demokratik, laik Cumhuriyetin daha da gelişmesine önemli katkıları bulunduğunu belirttiği DPT’nin kuruluş yıldönümünü kutladı.
Bugün, öncelikle ekonomik alanda olmakla beraber etkileri her alanda hissedilen bir küreselleşmenin yaşandığını belirten Demirel, bunun, toplumların ekonomik, sosyal, kültürel yaşamlarında olduğu gibi, devletin yapısı ve işlevlerinde de büyük değişimlere yol açtığına işaret etti.
Dünya Gazetesi – 1998
Bütçe açığı 1999 yılının kaderini belirleyecek
Olayların içinden – Tevfik GÜNGÖR
1999 yılı geldi geçiyor. Mayıs ayı bitiyor. Yılın ilk 4 ayı için bütçe açığı rakamı geçen hafta açıklandı. Açık, 5.5 katrilyon. Ama sadece nisan ayında gelir ile gider 1 katrilyon açık vermiş. Açık bir ayda 1 katrilyon artmış. Bu demektir ki, nisan ayının sonunda 1.5 katrilyon lira olan açık, yıl sonunda en az 10 katrilyona ulaşacak.
Yılın ilk 4 ayındaki durumu değiştirme şansı yok ki… Geçici bütçe yerine kalıcı bütçe yapılsa ne olur? Gelir artırılamaz, gider artırılır.
Yılın ilk 4 ayında vergi gelirleri 3.286 trilyon lira. Bunlardan 392 trilyon lira vergi iadesini düşünüz. Hazine’nin kasasında kalan vergi gelirinin 2.894 trilyon lira olduğu görülür. Halbuki aynı dönemde sadece iç borç faiz ödemeleri 3.060 trilyon oldu.
Demek ki övündüğümüz vergi reformu sonunda toplanan vergilerin geliri artık iç borç faizini bile kapatamıyor.
Bütçe açığı mutlaka kapatılmalıdır. Kapatmanın yolu iç borçlanmadır. Demek ki,
■ Önümüzdeki aylarda giderek büyüyecek bütçe açığını kapatmak için devlet daha çok iç borçlanmaya gidecek.
Daha çok iç borçlanma demek, piyasadan para çekmek demektir. Demek ki, yatırım ve üretim daha da kısılacak, piyasa daha da daralacak.
Daha çok para toplayabilmek demek, daha çok faiz ödemek, faizi yükseltmek demektir. Demek ki, faizler yükselecek.
■ Faizin yükselmesi enflasyon demektir. Yüksek döviz kuru demektir. Ekonominin felaketi demektir.
Yeni hükümet, kurulmuş, kurulmamış, bütçe hazırlamış hazırlayamamış ne işe yarar. Bu gidiş iyiye gidiş değil. Ama kimse de farkında değil.
Dünya Gazetesi – 1999