Nurdoğan A. ERGÜN
Uzun süren bir savaş döneminin ardından Suriye’de başlayan istikrar süreci, Türkiye’de hemen her sektör açısından ‘bir fırsat’ barındırıyor. Her ne kadar Suriye’nin, ihraç ürünlerine karşı uyguladığı aşırı gümrük vergileri son haftalara damgasını vursa da yeni dönemin getireceği fırsatlara yönelik beklentiler de sıkça dile getiriliyor. Suriye’nin yapılanma sürecinin uzun zaman alacağını, bu nedenle de mutfak eşyaları ihracatında majör bir etki beklemediklerini ifade eden
Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) Kurucu Başkanı ve Qlux IDEAS Genel Müdürü Burak Önder, “Ama Suriye kapısı açılırsa, güvenli bir ortam sağlanırsa, lojistik olarak Suudi Arabistan’a çok kısa zamanda ürünlerinizi indirebiliriz. Ortadoğu’da birçok ülkeye çok kısa zamanda kara nakliyesiyle ürünlerimizi gönderebiliriz. Bölgede lojistik fırsatlar artar. Türkiye için Suriye büyük bir pazar değil, ama bölgeye açılan kapımız olabilir. Kısa zamanda Suriye pazarından gelir beklemek iddialı olur” dedi.
“Ortadoğu’da 10 yıldır Çin hakimiyeti var”
Gerek dünyadaki gelişmelere gerekse içerideki baskılar nedeniyle Türkiye’de sektörlerin zorlu bir ekosistemden geçtiğini dile getiren Önder, tüm bu tabloya rağmen ev ve mutfak eşyaları sektörü özelinde 2024’ün başarılı geçtiğini söyledi. Sektörün 2024 yılını ihracatta yaklaşık yüzde 3’lük bir düşüşle kapattığını belirten Önder, “Bütün sıkıntılara rağmen Avrupa pazarında büyüdük. İhracatımızın azaldığı bölgeler Ortadoğu ve Bağımsız Devletler Topluluğu oldu. Ortadoğu’da 10 yıldır Uzakdoğu hakimiyeti var. Bölgede Çin, en büyük yabancı yatırımcı oldu. Çin, hem Ortadoğu hem de Asya’da çok dengeli bir politika izliyor. Ama bizim bölgede toparlanmamız biraz zaman alacak. Çünkü biz yarışa biraz geç başladık” dedi.
Önder, Türkiye’nin Suriye üzerinden lojistik avantajıyla Ortadoğu’da güç kazanabileceğini yineledi. Çin’in Orta Asya’da da güçlü bir oyuncu olduğunu söyleyen Önder, Çin’in Kazakistan gibi ihracatını yüzde 800 artırdığı ülkeler olduğunu aktardı.
“Sanayi de gerçekleriyle yüzleşmek zorunda”
Türkiye’de sanayinin de öz eleştirisini yapan Burak Önder, sektörlerde dijitalleşme sorunu olduğunu söyledi. “Bizim dijital kaslarımız çok zayıf” diyen Önder, “Bir yanda çuvaldızı kendimize batıralım ama kamunun da bu anlamda teşvik edici olması lazım. Türkiye’de çok güzel teşvikler var. Ancak bu teşviklerin çoğu orta ve yüksek teknolojileri kapsıyor. Türkiye’de kaç tesiste ileri teknoloji var. Bizim hâlâ güçlü kaslarımızı oluşturan sektörlerde otomasyonu, verimliliği ön plana çıkaracak mekanizmalar geliştirmeliyiz” vurgusu yaptı. Önder, rekabetin önündeki en büyük engelin verimsizlik olduğuna işaret etti.
“Verimlilik olmadan, faizle rekabet edilmez”
Ev ve mutfak gereçleri sektörünün halen dış ticarette fazla verdiğini ancak bir yanda da son 1.5 yıldır ithalatın hızla artmaya başladığına dikkat çeken Önder, “Bu maliyet ve fiyatlarla İtalyan malları daha cazip hale gelmeye başladı” yorumunu yaptı. Önder, şunları söyledi: “Verimlilikle rekabet edemeyen bizim gibi ülkeler faizle, enflasyonla, finansmanla rekabet etmeye çalışıyor. 2024 yılı, faiz ve enflasyonun etkilerinin en çok konuşulduğu dönem oldu. Ama tekrar ediyorum Türkiye’nin en önemli sorunu verimsizlik. Bizde verimlilik sorunu sanayide, ihracatta yani ülkenin genelinde var. Biz daha endüstri 3.0’a geçemedik. Dünya 4.0’da, biz daha 2.5’lardayız.” Önder, Türkiye’nin hâlâ lojistik avantajlarından ötürü Uzakdoğu gibi bölgelerden yatırım çekme potansiyeli bulunduğunu da sözlerine ekledi.
“Anadolu’da lojistik engelini aşmak zorundayız”
Gerek Avrupa, gerekse Çin’de hep sektörel kümelenme modellerinin uygulandığını anlatan Önder, şöyle devam etti: “Kümelenme ana sanayi, yan sanayi, lojistik, tedarikçi tüm paydaşları kapsar. Böyle olunca verimlilik de gelir.
En temel konulardan biri lojistik. Bugün yatırımlar neden Anadolu’ya çok fazla gidemiyor? Nedeni lojistik. Türkiye, kara yolunda, hava yolunda çok iyi. Ama deniz yolunda, demir yolunda bunu yakalayamadık. Kamudan en önemli beklentimiz sektörel sanayi bölgeleri oluşturulup bunların limanlara bağlanması.”
“STK’lara önemli görevler düşüyor”
Gelişmiş ekonomilerde devletin muhakkak bir katalizör etkisi olduğunu söyleyen Burak Önder, “Ama her şeyi devletten beklemek, büyük bir kolaycılık olur. Dünya gözümüzün önünde laboratuvar gibi çalışıyor. Bununla ilgili kamuoyu yaratmak sektörel kuruluşlara, yani STK’lara düşüyor. STK’lar beşinci güç. Özellikle iş dünyası sivil toplum kuruluşları, gündem yapacağı konuları iyi belirlemeli. Türkiye’de iş dünyasını temsil eden STK’ların inisiyatif almaları gerekiyor” diye konuştu.