Sürdürülebilirlikte çıta yükseliyor, katma değer artıyor Sürdürülebilirlikte çıta yükseliyor, katma değer artıyor

Sürdürülebilirlikte çıta yükseliyor, katma değer artıyor

Hüseyin VATANSEVER

Tüketicilerin çoğunluğu­nun günlük yaşamını ko­laylaştıran ambalaj, pera­kende mağazalarında satın alma kararı yolculuğunu destekleme­ye yardımcı olur. Marka sahiple­ri için maliyet açısından verim­li teslimat sistemleri oluşturma­yı destekleyen ambalajlar, değer zinciri boyunca ürünün kırılma­sını ya da ziyan olmasının önüne geçer. Gıda israfını en aza indir­mekte katkısı büyük olan amba­lajlar, tüketicinin kolaylık arayışı­nı destekler.

Pazar büyüklüğü trilyon doları geçti

2024 yılında 1.28 trilyon dolar civarında küresel pazar büyüklü­ğüne ulaşan ambalaj sektörünün söz konusu pazar büyüklüğünün 2034 yılında 1.69 trilyon dolar se­viyesine ulaşacağı tahmin edili­yor. Aynı şekilde 2025-2034 yıl­larını kapsayan dönemde küresel ambalaj sektörünün yıllık bileşik büyüme oranının yüzde 3.16 ola­cağı öngörülüyor.

Sektörün büyümesini etkile­mesi beklenen eğilimler arasın­da e-ticaretin gelişimi, değişen tüketici tercihleri, marj baskısı, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme yer alıyor. Diğer yandan 2020 yı­lında dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını, hijyeni sektö­rü etkileyen önemli bir unsur ha­line getirdi.

Genel olarak, pande­minin gerilmiş tedarik zincirleri göz önüne alındığında, değer zin­cirindeki müşteriler için iyi işle­yen ve maliyet açısından verimli ambalaj malzemelerinin stratejik önemi hızla arttı. Aslında amba­laj sektörünü etkisi altına alması beklenen bu eğilimlerin geleceği nasıl şekillendireceğini anlamak adına diğer sektörlerdeki ve iş kol­larındaki liderler tarafından doğ­ru anlaşılması gerekiyor. Çünkü ambalaj sektörünün alacağı şekil birçok sektörün iş yapma tarzını etkileyecek.

Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik sektöre yön veriyor

Ambalaj sektörünü etkileyecek başlıca iki unsur dijitalleşme ve sürdürülebilirlik. Son kullanıcı tarafında bakıldığında markanın algısı, markanın doğaya yaklaşı­mı ve sürdürülebilirlik hedefleri­ni hayata geçirmesiyle destekle­niyor. Özellikle sosyal medyanın etkili olduğu günümüz iletişim ortamında bu alanda atılan adım­lar doğrudan müşterinin ilgisi­ni çekiyor.

Tabii ki bu anlamda müşterinin ürüne fiziki olarak ulaştığında ilk karşılaştığı şey ürünün ambalajı oluyor ve mar­kanın hassasiyetlerini gösterdi­ği ilk unsur da ambalaj üzerinden değerlendiriliyor. Diğer yandan son kullanıcıya ürünün sağlam şekilde ulaşmasında etiketleme, barkotlama ve RFID gibi tanım­layıcı bilgiler de ambalaj üzerin­den okunuyor. Özellikle e-ticare­tin yaygınlaşmasıyla tedarik zin­cirinde ürünün hatasız ve hızlı şekilde taşınmasına uygun am­balaj üretimi müşteri memnuni­yetini de destekliyor.

Ambalaj ürünlerinde üzerine güçlü şekilde odaklanılan bir di­ğer önemli unsur da sürdürülebi­lir ambalaj üretiminin ticarileşti­rilebilir olması…İnişli çıkışlı ma­liyet eğrilerini daha sabit bir şekle kavuşturmak adına yeni mater­yallerin sisteme adapte edilebil­mesi gerekiyor. Ayrıca kargo taşı­macılığına daha uyumlu biçimde ambalaj üretmek yeni yaklaşım­ları gerektirebiliyor. Bu bağlamda ölçeklerin yeni koşullara göre mo­dellenmesi ve yeniden kullanıla­bilir ya da doldurulabilir ambalaj teknolojileri, doğrudan baskı, diji­tal baskı yapılabilir materyal seçi­mi ve farklı teknolojilerin entegre edilebileceği yenilikler ambalaj­lara uygulanıyor.

Geniş bir malzeme paleti söz konusu

Dönüşüm hızı, uluslararası am­balaj sektöründe daha da seri iler­liyor. Sürdürülebilirlik ve özellik­le e-ticaret ile ilişkili dijitalleşme, içinde bulunduğumuz çağı şekil­lendiren megatrendler olarak gö­rülebilir. Bu megatrendler yıkıcı etkiler gösterebileceği gibi belir­sizlik ya da zorluklar oluşturabilir. Fakat yeni fırsatlar yaratacağı da göz ardı edilemez. Sektör için bu yıkımın birincisi müşteri odaklı, ikincisi ise ürün odaklı olmak üze­re iki ana yönü var.

Her şeyden ön­ce küresel tüketici endişelerine ya­nıt olarak yeni düzenlemeler orta­ya çıktıkça, “Yeşil aklama” artık işe yaramayacak. Finansal kaynakları tahsis eden kurumlar, işletmele­ri değerlendirirken azaltılmış sı­zıntı, iyileştirilmiş döngüsellik ve azaltılmış karbon ayak izi üzerine giderek daha fazla odaklanacak. Bunlar işletmelerin sürdürülebi­lirliğine ve performansına dayanı­yor. Bu nedenle gerçek sürdürüle­bilirliğe dair daha dengeli bir anla­yış beklenecek.

Söz konusu baskının bir sonu­cu olarak ambalaj sektörü, yeni­liklerini ticarileştirmek için daha güçlü çaba göstermek durumunda kalıyor. Sektör içindeki oyuncula­rın gösterdiği performansı daha iyi pazarladığını ambalajlara ba­sılan karbon ayak izi gibi örnek­lerde görülüyor.

Yenilikçi ürünle­rin yalnızca daha sürdürülebilir olması değil, aynı zamanda da­ha az maliyetli olması da önemli olacak. Bu nedenle ambalaj üre­ticileri muhtemelen portföyleri­ne yeni malzemeler, hatta yeni alt katmanlar eklemeyi düşünmek zorunda kalacaklar. Bu alt kat­manların geri dönüşler elde edini­lene kadar hem yeni hem de eski, daha geniş bir mevcut malzeme paletiyle sektör yoluna bir süre daha devam edecek.

İhracat fazlası veren sektör, 2025’ten umutlu

Türkiye’de ise ambalaj sektörü üretim ve tüketim alışkanlıkları­nın değişmesi, kentleşme ve nüfus artışı gibi etkenlerle hızlı büyüme kaydetmiş bir sektör olarak dikkat çekiyor. Ülke endüstrisindeki eko­nomik hareketlilikte önemli yeri bulunan ambalaj sektörü ihracatı ile dış ticaret fazlası veren sektör­ler arasında yer alıyor. Sektörün hedefinde ise Türkiye’de yaptığı üretimin en az yarısından fazlası­nı ihraç etmek bulunuyor.

Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) tara­fından açıklanan verilere göre sek­törün ihracatı 2024 yılında yüzde 1 artışla 6.95 milyar dolara çıkarken, ithalatı da yüzde 7 düşüşle 4.26 milyar dolara düştü. Böylece am­balaj sektörünün dış ticaret fazlası geçen yıl, 2023 yılına kıyasla yüzde 19 artış gösterdi ve 2.68 milyar do­lara yükseldi. Sektör, Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki sıcak geliş­melerin yatışması ve savaşların sona ermesiyle özellikle 2025 yı­lının ikinci yarısında büyümenin hızla artacağı beklentisini taşıyor.

Sektörün en büyük pazarı olan Avrupa’da ekonomik durgunlu­ğun etkisinin azalmasıyla talep artışı yaşanması bekleniyor. Ha­lihazırda Avrupa pazarında ihti­yacın yaklaşık yüzde 15’ini karşı­layan ambalaj sektörü, talep artı­şını karşılayacak kapasiteye sahip ve bu kıtada daha çok ihracat yap­mayı arzuluyor. Avrupa pazarında devam eden durgunluğun ise ya­kın zamanda son bulacağı öngörü­sünde bulunan sektör temsilcileri, dolayısıyla iş hacimlerinin artaca­ğını vurguluyor.

Bununla beraber Avrupa pazarının kaliteli ürünü hızlı şekilde tedarik etme yönün­deki yapısı Türkiye’deki firmala­rın daha hızlı olmasını gerektiri­yor. Bunu sağlamak için sektör, Av­rupa’da kurulacak demir, nehir ve deniz yolu ile ulaşılabilecek lojis­tik merkezlerine ihtiyaç duyuyor. Böylece sektördeki firmalar ürün­lerini bu merkezlerden Avrupa’da daha hızlı dağıtabilir. Ayrıca sek­törün hedefinde de Türkiye amba­laj sektörü için büyük fırsatlar ba­rındıran ABD pazarı da bulunuyor.

Yeşil dönüşümde hedefler belirleniyor

Ambalaj endüstrisinde faaliyet gösteren firmalar, 2025 yılı ve sonrası için çevre dostu çözümler geliştirmek ve sürdürülebilirliği artırmak amacıyla yeşil dönüşüm alanında çeşitli hedefler belirliyor. Endüstrinin söz konusu dönüşümü gerçekleştirmek adına gündeminde döngüsel ekonomiye geçiş, karbon ayak izini azaltma stratejileri, enerji verimliliği ve daha çevre dostu materyaller kullanımı gibi birçok alanda atılması gibi maddeler yer alıyor. Türkiye’de sektörün 2025 yılı ve sonrası için ambalaj malzemelerinin büyük bir kısmının geri dönüştürülebilir olması ve belirli oranlarda geri dönüştürülmüş içerik kullanılarak üretilmesini amaçlanıyor.

Kaynak URL