Dünyada uzun süredir devam eden belirsizlik ortamının artarak devam ettiğini belirten Büyüksimitci, “Rusya-Ukrayna savaşı hâlâ devam ederken, şimdi bir de Orta Doğu’da yükselen çatışmalarla karşı karşıyayız. Gazze’de yaşanan insanlık trajedisi yüreğimizi yakarken, İsrail-İran arasındaki gerilim ve ABD’nin sürece dâhil olması, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte de ciddi bir tedirginliğe yol açıyor.
Tüm bu gelişmelerin, doğal olarak küresel ekonomiye de yansıdığını ifade eden Büyüksimitci, “Enerji fiyatları yeniden yükselişe geçti. Bu da enflasyon baskılarını artırıyor. Dünya genelinde merkez bankaları sıkı para politikalarına devam ederken, tedarik zincirlerinde yeni riskler oluşuyor. Bu da üretim maliyetlerini artırıyor, ihracatçı firmalarımızı zorluyor” dedi.
“Sanayideki daralma büyüme verilerine yansıdı”
Ekonomide uygulanan sıkı para politikalarının sanayi sektörünü ciddi biçimde etkilediğini ifade eden Büyüksimitci, “2025 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2 büyürken, sanayi sektörü yüzde 1,8 daraldı. Geçen yıl GSYH içindeki sanayinin payı yüzde 21,7 iken bu yıl yüzde 19,2’ye geriledi. Yani üretmeden büyüyen bir ekonomiyle karşı karşıyayız. Eğer istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme hedefliyorsak, üretimi artırmalı, sanayicimizin rekabet gücünü mutlaka yükseltmeliyiz. Sanayicinin önünü görebildiği, finansmana erişimin kolaylaştığı, yatırım iştahının arttığı bir iklime hepimizin ihtiyacı var” dedi.
“Finansmana erişim hâlâ en büyük sorun”
Sanayicilerin karşılaştığı en büyük sorunlardan birinin finansmana erişim olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, kısa vadeli kredi imkanlarının yetersizliğine ve yatırım kararlarının ertelendiğine dikkat çekerek, “Bankalardaki kredi genişlemesi sınırlı kaldı. Firmalarımız uzun vadeli kaynaklara ulaşmakta zorlanıyor. Bu da yatırımların önünü tıkıyor” dedi.