Hüseyin VATANSEVER
Keyif veren ve küresel ticareti sürükleyen bir içecek olmasının yanı sıra kahve, milyonlarca küçük işletmeyi ayakta tutuyor. Bu nedenle her yıl 1 Ekim’de kutlanan Dünya Kahve Günü, kahvenin yalnızca kültürel boyutunu değil, aynı zamanda küresel ticaretteki stratejik önemini de gündeme taşıyor. Yolculuğu 15’inci yüzyılda Yemen’den başlayan kahve, kısa sürede yeryüzünün geniş bölgesinde pek çok farklı kültürün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Osmanlı kahvehanelerinden, Avrupa’daki “coffeehouse” geleneğine uzanan bu yolculuk, günümüzde üçüncü nesil kahvecilik akımı ile zirvesine ulaştı. Artık kahve yalnızca bir içecek değil, sosyalleşmenin ve entelektüel paylaşımın da aracı olarak günlük hayatımızda yer alıyor. Türkiye özelinde bir parantez açacak olursak, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan “Türk kahvesi” geleneği, kahvenin kültürel öneminin uluslararası düzeyde tescil edildiğinin göstergesi durumda…
Kahve üretimi Yengeç ve Oğlak Dönencesi arasındaki kuşakta yapılabiliyor
Kahve üretimi yapılan tarım alanları gezegen üzerinde belirli bölgelerle sınırlı bulunuyor. Ekvator üzerinde yayılan bu üretim bölgesi, kahve kuşağı olarak adlandırılıyor. Ekvatorun 25 derece kuzeyinden 30 derece güneyine kadar uzanan bir çizgi boyunca yatay seyreden kahve kuşağı, Yengeç Dönencesi ile Oğlak Dönencesi arasında yer alıyor. Orta Amerika’dan Pasifik Okyanusu’ndaki Papua Yeni Gine ve Avustralya’ya kadar kahve kuşağı, gezegenin etrafında hayali bir döngü oluşturuyor. Bu kahve yetiştirme bölgesi çok geniş bir alan gibi görünüyor olsa da kendi içinde kırılganlıklar barındırıyor.
Gelişmekte olan ekonomilerdeki tüketim artışına ve gelişmiş ülkelerde özel kahve ve ürün yeniliklerine olan ilginin artmasına bağlı olarak kahve pazarı büyüme gösteriyor. Sektörün genişlemesine rağmen, tekrarlayan ve piyasaya zarar veren dengesizlikler ile piyasa oyuncuları arasında asimetrik gelir dağılımı, milyonlarca küçük üreticinin geçimini tehdit edebiliyor. Kahve üretiminin iklim değişikliği ve piyasa dalgalanmaları nedeniyle önemli risklerle karşılaşıyor. Yükselen sıcaklıklar ve değişen yağış rejimleri, kahve kuşağındaki verimliliği olumsuz etkiliyor. Bu nedenle adil ticaret (fair trade) uygulamaları, küçük üreticilerin gelirlerini korumak açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca izlenebilir ve organik kahveye yönelik artan talep, sektörün dönüşümünü hızlandırıyor.
Yıllık kahve üretimi 170 milyon çuvalı aşıyor
Kahve, bir tropikal ürün olarak gezegen üzerinde ticareti en yaygın şekilde yapılan ürünlerin başında geliyor. Küresel kahve üretiminin yüzde 80’ini 25 milyonu aşkın çiftçi hanesi gerçekleştiriyor. Üretim, kahvenin ülkeler için ihracat gelirlerinin büyük bir bölümünü oluşturduğu ve haneler için önemli bir geçim kaynağı olması nedeniyle gelişmekte olan ülkelerde yoğunlaşıyor. Küresel boyutta en çok tüketilen içeceklerden olan kahve ve aynı zamanda global olarak en çok ticareti yapılan emtialar arasında yer alıyor. Öyle ki kahve, petrolden sonra dünyada en fazla ticareti yapılan ikinci emtia konumunda gösteriliyor.
Uluslararası Kahve Organizasyonu (ICO) verilerine göre dünya genelinde yıllık kahve üretimi her biri 60 kilogram olan 170 milyon çuvalı aşıyor. Küresel kahve pazarının büyüklüğünün ise 2024 itibarıyla 500 milyar doların üzerinde olduğu belirtiliyor.
Üretimde Brezilya yüzde 37’lik pay ile ilk sırayı alıyor
En büyük kahve üreticisi ülkeler Brezilya, Vietnam ve Kolombiya iken Avrupa Birliği, ABD ve Japonya en büyük tüketici ve ithalatçı pazarları olarak öne çıkıyor. ABD Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre 2024/2025 sezonu kahve üretimi 174.4 milyon çuval olarak gerçekleşti. Böylece 2023/2024 sezonunda gerçekleşen 169.3 milyon çuvallık üretim ile kıyaslandığında üretimin yüzde 3 arttığı görülüyor. Küresel üretimde 2024/2025 sezonu için ilk sırayı Brezilya yüzde 37’lik pay ve 64.7 milyon çuvallık üretimle aldı. İkinci sırada yer alan Vietnam ise 29 milyor çuval üretimle küresel imalatın yüzde 17’sini gerçekleştirmiş oldu. Kolombiya ise küresel üretimin yüzde 8’lik kısmına denk gelen 13.2 milyon çuval ile üçüncü sırayı aldı.
En çok Brezilya kahvesi içtik
Her ne kadar Türkiye, kahve üreticisi bir ülke olmasa da güçlü kahve kültürü ve artan tüketim talebi ile her geçen gün dikkat çeker hale geliyor. Zincir markaların yaygınlaşması ve yerli çekirdek kahve kavurma girişimlerinin artışı, sektörde rekabeti ve çeşitliliği geliştiriyor. Kahve zincirleri ve markaları, Türkiye’de yalnızca bir içecek satmakla kalmayıp aynı zamanda modern yaşam tarzını ve sosyal aidiyet duygusunu pazarlamakla kahveye olan ilgiyi daha da büyütüyor. Küresel devlerin yanı sıra yerel girişimlerin yön verdiği üçüncü nesil kahve dükkânları tüketim alışkanlıklarını dönüştürüyor. Bu eğilimlerin yansıması sonucunda Türkiye’de kahve pazarı, 2024 yılı itibarıyla 1 milyar dolar büyüklüğü aşmış durumda. Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) verilerine göre Türkiye’nin 2024 yılı kahve ithalatı yaklaşık 498 milyon doları gördü. Aynı yıl Türkiye’nin en çok kahve aldığı ülke 317.8 milyon dolar ile Brezilya oldu. Türkiye’nin 2024’teki kahve ihracatı ise 82.1 milyon dolar oldu. En çok kahve satılan ülke ise 11.9 milyon dolar ile Belarus oldu.