Hamide HANGÜL
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Engin Aksoy, YASED’in 275 üye şirketin CEO’ları ile yapılan anket sonuçlarını, yatırım beklentisini ve dünyada ekonomisindeki gelişmeleri ve Türkiye’ye olası etkilerini düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
Ankette, 2025 yılı için şirketlerin genel olarak ılımlı bir büyüme beklentisi olduğuna işaret eden Engin Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Döviz kurularıyla ilgili kaygılar bir miktar azalsa da vergi yükü gibi konular hala gündemimizde önemli bir yer tutuyor. Çoğu şirketimiz, mevcut koşullarda yatırım kararlarını hızlandırma veya geriletme değil daha çok stabil tutma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Ancak makro istikrarın sağlanması, öngörülebilirliğin artması halinde güvenini artacağı aşikâr.”
Yatırım için aksiyonları hayata geçirmeliyiz
Uluslararası doğrudan yabancı yatırım beklentisine de değinen Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üyelerimiz, önümüzdeki 6 ay içerisinde ilave 13,5 milyar dolar yatırım gelebileceğini söylüyorlar.
Yani, önümüzdeki 6 aya baktığımızda, uluslararası doğrudan yatırımlar için gelişim sağlandığı takdirde 2025 yılı için 13,6 milyar dolarlık yeni yatırımların alınabileceğini düşünüyoruz. Bunun da olumlu olarak altını çizmek istiyorum. Yani 2024’ün ilk 9 ayındaki 9 milyar dolarlık rakamı düşünecek olursak, ilave 13,5 milyar dolarlık gelecek potansiyelinin olması güzel ancak, bir takım aksiyonları hayata geçirmemiz gerekiyor.”
Ankette katılımcılara, hangi alanların daha riskli olduğunun sorulduğuna işaret eden Aksoy, “Tabi enflasyon her zaman birinci konu. Katılımcıların %85’i enflasyonu risk olarak görüyor, %79’u halen döviz kurunu risk olarak görüyor. Diğer konu da idari ve vergi yüküne ilişkin konu. Orada da %50 risk olarak görülüyordu, şu anda %60 risk olarak görülüyor. Burada da temkinli yaklaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
CEO’lara göre Türkiye, küresel ekonomiden hızlı büyüyecek
Katılımcı şirketlerin %48’inin, önümüzdeki 6 aylık dönemde büyümeye devam edeceklerini öngördüklerine işaret eden Engin Aksoy, “Aslında bu olumlu görünüm, ihracat gelirlerinden iş gücü büyüklüğüne kadar pek çok parametre de kendini gösteriyor. 2025 yılında CEO’larımız Türkiye’nin küresel ekonomiden daha hızlı büyüyeceğini bekliyorlar.
Ancak 2024 yılına oranla da Türkiye’nin büyümesinin biraz daha az olacağını tahmin ediyorlar” diye konuştu. Üyelerin %98’inin, çalıştıkları şirketlerin yeşil dönüşümüne katkıda bulunduklarına da işaret eden Aksoy, şunları söyledi: “Son 6 ayda Türkiye’deki iş ortamını sorduğumuzda, katılımcılarımızın büyük bölümü önümüzdeki dönemle ilgili beklentilerini stabil tuttular. Yani bir iyileşme veya kötüleşmeden ziyade stabil bir beklenti görülüyor. İyileşme beklentisi de var ancak %10 seviyelerinde kaldı. İş yapma ortamında çok fazla değişmeyeceği öngörülüyor.
Bir önceki anketi kıyasla aslında vergi ve teşvik konusunun biraz daha önemli hale geldiğini görüyoruz. Onun dışında ülkemizin büyümeye devam edeceğini, dünyanın geri kalan olarak daha hızlı büyüyeceğini, ancak geçtiğimiz yıla göre biraz büyüme hızının küçülebileceğini öngörüyoruz.” Yatırım konusuna değinen Aksoy, “Dünyada, geçtiğimiz 6 aydaki yatırımlara baktığımızda Polonya, Romanya, Romanya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Mısır, Hindistan ve İspanya gibi ülkelere yönelen bir kısım uluslararası doğrudan yatırımları ülkemiz de alabilirdi diye düşünüyoruz.
Ülkemizde önemli bir potansiyel var. Bu potansiyelin hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımlar var. Bunların bir kısım adımlar atıldı, ancak dünya ekonomisi o kadar rekabetçi ki rekabette çok öne çıkacak hamlelerin yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin önemli bir avantajının, diğer ülkelere kıyasla maliyet olduğuna da değinen Aksoy, “Aslında uluslararası doğrudan yatırımları maliyet avantajına çekmek çok doğru değil. Kendimize başka avantajlar bulmalı, rakip ülkelerin önüne geçmeliyiz” dedi.
“Çin kuvvetli rakip olarak karşımıza çıkabilir”
Diğer taraftan Amerika Başkanı Donald Trump’ın, gümrük tarifelerinde bazı adımları atmaya başladı. Farklı ülkelere uygulayacaklar tarihler, bizim Amerika pazılarındaki payımızı artırmamıza fırsat sağlayabilir.
Aynı zamanda özellikle Çin’e gelecek tarifler, Çin’in alternatif pazarlara yönelmesine yol açabilir ve bizim de olduğumuz pazarlarda Çin, daha kuvvetli bir rakip olarak karşımıza çıkabilir” dedi. ABD tarifelerine yönelik bir başka soru üzerine Aksoy, “ABD, Çin’e tarife uygularsa alternatif pazarlara daha çok girmeye çalışacak. Bu ülkelerden biri Türkiye olabilir. Bahsi geçen, konuşulan yatırımlar var, bunlar ülke ekonomisine katkı sağlar” yanıtını verdi.
Yapısal reformların hayata geçmesi kritik önemde
Türkiye’de orta vadeli program çerçevesinde belirlenen politikalara önemli ölçüde sadık kalındığını gördüklerini söyleyen Aksoy, Maliye politikasında ise bütçe açığının orta vadeli program ve bütçeyle uyumlu olduğunu gördüklerini belirterek, “Para politikasındaki sıkı duruş ise finansman açısından firmaların hareket alanını tabii çok genişletmedi. 2024 yılında enflasyonla mücadelede önemli bir iyileşme olduğunun altını çizmek lazım. Ancak beklentilerin biraz gerisinde. Temennimiz, orta vadeli programda ortaya koyulan politika çerçevesinde devam ettirilmesi. Bu süreçte yapısal reformların da hayata geçmesi, enflasyonla mücadelede ve rekabet gücünün, büyümenin sürdürülmesi kritik bir öneme sahip olacak” değerlendirmesinde bulundu.