Organik tarım, gezegenin biyoçeşitliliğini destekliyor Organik tarım, gezegenin biyoçeşitliliğini destekliyor

Organik tarım, gezegenin biyoçeşitliliğini destekliyor

EİB Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali IŞIK

  Organik tarım, günümüz­de sadece çevre dostu ve sağlıklı gıda üretiminin ötesinde, sürdürülebilir kalkın­manın ve gelecek nesillere ya­şanabilir bir dünya bırakmanın temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Kimyasal gir­dilerin tamamen dışlandığı, üre­tim sürecinin doğal denge göze­tilerek planlandığı ve tüketiciye izlenebilir, güvenilir gıdalar sun­mayı amaçlayan bu üretim bi­çimi, dünyada giderek artan bir öneme sahip. Organik tarım; top­rağın verimliliğini uzun vadede koruyan, su kaynaklarını kirlet­meyen, biyoçeşitliliği destekle­yen yapısıyla hem çevresel hem de toplumsal sorumluluk bilin­ciyle örtüşüyor. Gezegeni koru­ma misyonu bulunan bu tarım türünde gelecek nesillerimizi güvenceye almak için kesinlikle daha fazla üretimi teşvik etme­miz gerektiğine inanıyorum.

Organik tarım, küresel ölçekte istikrarlı büyüyor

Bugün itibarıyla baktığımız­da küresel ölçekte organik ta­rım sektörü, istikrarlı bir büyü­me gösteriyor. 2023 yılı itibarıy­la yaklaşık 98,9 milyon hektarlık alanda 4,3 milyondan fazla üre­tici organik tarım faaliyetinde bulunuyor. Küresel ölçekteki organik ürün pazarı 136 milyar euroluk hacme ulaştı. Avrupa Birliği; Yeşil Mutabakat ve “Çift­likten Çatala” stratejileri kapsa­mında, 2030 yılına kadar tarım alanlarının yüzde 25’ini organik üretime dönüştürmeyi, pestisit kullanımını ise yüzde 50 oranın­da azaltmayı hedefliyor. Bu ge­lişmeler, dünya genelinde orga­nik ürünlere olan talebin hem nitelik hem nicelik bakımından artmakta olduğunu açıkça orta­ya koyuyor.

Türkiye, sahip olduğu tarım­sal üretim kültürü, iklim çeşit­liliği ve zengin ürün desenleri ile organik tarım alanında kay­da değer bir potansiyele sahip. 2023 yılı itibarıyla ülkemiz­de yaklaşık 311 bin hektar alan­da, 45 bin üretici tarafından 268 farklı ürün organik olarak yetiş­tiriliyor. Bu üretim modeliyle Türkiye, dünya genelinde orga­nik üretim alanı açısından 26. sı­rada yer alıyor. Özellikle üzüm, incir, kayısı, elma ve zeytin gi­bi geleneksel ürünlerle öne çı­kıyor. Organik tarım alanları, toplam tarım alanlarının yüzde 1,5’ine denk geliyor. Bu oran, kü­resel ortalama olan yüzde 1,6’ya yakın seyretmekle beraber Tür­kiye’nin bu alandaki gelişimini sürdürmesi için önemli bir ze­min oluşturuyor.

Organik ürün ihracatından 1 milyar dolar gelir sağlandı

Türkiye’nin organik ürün ih­racatı da her geçen yıl artış gös­teriyor. 2023 yılında 59 bin 185 ton organik ürün ihraç edildi ve bu ihracattan 1 milyar dolar gelir elde edildi. İhracatta kuru mey­veler, hububatlar, baklagiller, yağlı tohumlar ve zeytin ürünle­ri öne çıkan ürünler arasında yer alıyor. Türkiye, özellikle Avrupa pazarında güvenilir bir tedarikçi olarak konumlanması sayesinde rekabet gücü elde etti.

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Türkiye’nin organik tarım po­tansiyelini küresel pazarlarda değerlendirmek, üretici ile ih­racatçı arasındaki bağları güç­lendirmek ve sürdürülebilir ih­racatı artırmak amacıyla çeşit­li faaliyetler yürütüyor. Biofach (Almanya), Foodex (Japonya) ve Natural Products Expo West (ABD) gibi uluslararası fuarla­ra milli katılım organizasyon­ları düzenleyerek Türk organik ürünlerini dünya pazarına ta­nıtan EİB; aynı zamanda üreti­ci ve ihracatçıları yeni pazarlar­la buluşturuyor. EİB bünyesin­de kurulan ‘Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Komitesi’ ye­şil dönüşüm hedefleri doğrultu­sunda üretim ve ticaretin çev­resel sürdürülebilirlik ilkelerine uygun biçimde gelişmesini des­tekliyor.

Komitenin 2025 yılı hedefleri arasında organik üretimin artı­rılması, yeni ürünlerin sertifika­landırılması, iç pazarda organik ürün bilincinin geliştirilmesi ve tüketimin yaygınlaştırılması yer alıyor. Ayrıca, üreticilere verilen desteklerin ürün bazlı hâle ge­tirilmesi, üretici eğitimlerinin artırılması, organik mevzuatın AB normlarıyla uyumlu hale ge­tirilmesi, kontrol ve sertifikas­yon süreçlerinin daha erişilebi­lir kılınması planlanıyor.

Maliyetlerin yüksekliği sektöre negatif yansıyor

Öte yandan, organik tarım sektörü hâlâ bazı yapısal sorun­larla karşı karşıya. Sertifikasyon maliyetlerinin yüksekliği, üre­tici ve tüketicilerde bilgi eksik­liği, destek sistemlerinin yeter­sizliği, iç piyasada düşük tüke­tici talebi ve Avrupa Birliği’nin bazı ürünleri hâlâ riskli kate­goride değerlendirmesi bu so­runlar arasında yer alıyor. Tür­kiye’de organik ürün tüketimi, gelişmiş ülkelere kıyasla olduk­ça düşük seviyede. Bu durumu değiştirmek için kamu spotla­rı, bilinçlendirme kampanyala­rı, okullarda ve kamu kurumla­rında organik ürün kullanımını teşvik eden uygulamalar ile ye­rel üretici-pazar ilişkilerinin güçlendirilmesi önem taşıyor. İnsanlarımızın sağlıklı beslen­meye verdiği öenmi artırıp, ge­lecek nesilleri sağlıklı beslenme noktasında farkındalığı yüksek bir seviyeye taşıması son dere­ce önemli.

Ayrıca organik tarımda sürdü­rülebilir büyümenin sağlanabil­mesi için işlenmiş ve katma de­ğerli ürünlerin geliştirilmesi, e-ticaretin etkin biçimde kulla­nılması, üretici ve tüketici ağla­rının dijital platformlar aracılı­ğıyla buluşturulması ve genç çift­çilerin bu alana kazandırılması da son derece elzem. Genç çiftçi­lerimiz bu alandaki katma değe­ri ve ticari potansiyeli idrak etti­ğinde tarımsal üretim ve sağlıklı gıdaya erişim hususlarını da gü­vence altına almış olacağız. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, 2025 yılı sonuna kadar sektördeki tüm paydaşlarla iş birliği içinde yeni pazarlara açılmayı, ürün çeşitli­liğini artırmayı ve organik ürün­lerin katma değerini yükseltmeyi hedefliyoruz.

Sonuç olarak, organik tarım Türkiye için yalnızca bir üretim alternatifi değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik, eko­nomik kalkınma ve toplumsal sağlık açısından stratejik bir alan olmayı günümüz itibarıyla ba­şardı. Ege İhracatçı Birlikleri, bu alanda öncü rolünü sürdürerek Türkiye’nin organik tarımda kü­resel bir marka hâline gelmesine katkı sunmaya kararlı. Bu vizyon doğrultusunda atılacak her adım, sadece bugünün değil, geleceğin dünyasına da değer katacak.

Kaynak URL