Mehmet H. GÜLEL
[email protected]
Türkiye son 10 yıldır lider olduğu un ihracatında, zorlu bir dönemden geçiyor. Yıl başında geçen yılki seviyeyi koruyarak 3 milyon ton ihracat hedefleyen sektör, ilk 8 ayda 1,5 milyon tona ulaşabildi. Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Bölge Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, DÜNYA’ya yaptığı değerlendirmede, en büyük kaybın Irak pazarında yaşandığını vurguladı. Ulusoy, “Neredeyse tüm kayıp Irak’ta yaşanıyor. Diğer pazarlardaki artış ve düşüşler birbirini telafi ediyor. Ancak bu yıl ihracat geçen yılın gerisinde kalacak. Yılı 2,5 milyon ton seviyesinde kapatmayı öngörüyoruz” diye konuştu.
Kaybın nedeni Irak pazarındaki daralma
Türkiye’nin geçen yılı 3 milyon 60 bin ton un ihracatıyla kapattığını hatırlatan Ulusoy, bu yıl sektörde kan kaybı yaşandığını söyledi. Ulusoy, un ihracatında bu yılın ilk 8 ayında yüzde 34’lük bir düşüş yaşandığını belirtti. Kaybın yalnızca geçen yıl uygulanan Dahilde İşleme Rejimi (DİR) yasağından kaynaklanmadığını dile getiren Ulusoy, Irak’taki gelişmelerin de önemli rol oynadığına dikkat çekti. Merkezi Irak Hükümeti’nin Kuzey Irak’la yaşadığı çekişmelerin ihracata darbe vurduğunu belirten Ulusoy, “Özellikle Kuzey Irak’ın gümrük vergilerini yükseltmesi ve tahsilatı kendisinin yapması Türkiye’den yapılan un ihracatında ciddi kesintilere yol açıyor. Ayrıca Irak’ta yeni kurulan büyük un tesisleri, korumacı politikalarla destekleniyor” ifadelerini kullandı.
Geçen yıl Irak’a 1,2 milyon ton ihracat yapıldığını hatırlatan Ulusoy, 2025’in ilk 7 ayında bu rakamın 315 bin tona düştüğünü kaydetti. Ulusoy, “Irak’a ortalama aylık 100 bin ton ihracat yapıyorduk, bugün bu rakam 40-50 bin tona geriledi. İlk 8 aylık düşüş yüzde 49 olarak gerçekleşti. Yıl sonunda ihracatımız en fazla 550- 600 bin ton seviyesinde kalır. Yalnızca Irak’tan 600 bin ton kaybımız olacak. Geçen yılki 3 milyon 60 bin tonluk ihracatın bu yıl 2,5 milyon tona düşmesi, temel sorunun Irak’ta olduğunu ortaya koyuyor. Irak dışındaki birkaç pazarda da düşüşler var ama bu kayıplar Suriye, Endonezya, Küba ve Gana gibi ülkelerdeki artışlarla telafi ediliyor” dedi.
“Türkiye, birçok ülkede gıda zincirinin garantisi”
Ulusoy, Irak’ta yaşanan sorunların sanayiciler tarafından Ticaret Bakanı’na iletildiğini belirterek, bakanlığın bu konuda daha önce de çalışmalar yürüttüğünü aktardı. Görüşmelerin sürdüğünü aktaran Ulusoy, kısa vadede diplomatik girişimlerle bazı çözümler bulunabileceğini ancak uzun vadede bunun sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Ulusoy, “Türkiye’deki ihracatçıların rekabetçiliği, Irak’taki yerel sanayiciyi korumak için hükümetler tarafından engellenecek. Bu durum yalnızca Irak’a özgü değil, Türkiye’de de aynı şey geçerli” açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin un ihracatında ulaşmadığı pazar bulunmadığını belirten Ulusoy, ihracat için konjonktürün önemine dikkat çekti. “Bir ülkede arzla ilgili sorun çıktığında Türkiye o boşluğu hemen dolduruyor” diyen Ulusoy, “Buğday tedarikinde yaşanan sıkıntılar, doğal felaketler ya da lojistik zincirinin kopması nedeniyle üretim yapılamıyorsa Türkiye devreye giriyor. Böylece o ülkede beslenmenin ve gıda zincirinin garantisi Türkiye oluyor” ifadelerini kullandı.
TÜİK’in bu yıl için buğdayda ilk tahminini 19,6 milyon ton olarak açıkladığını hatırlatan Ulusoy, hasat sonrası bu rakamın aşağı yönlü revize edilebileceğini söyledi. ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) tahmininin ise 16 milyon 250 bin ton olduğuna işaret eden Ulusoy, bu kadar büyük bir düşüş beklemediklerini iletti. Arzla ilgili bir sıkıntı öngörmediklerini vurgulayan Ulusoy, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) önceki dönemden devreden stoklarının bulunduğunu ifade ederek, “TMO’nun önceki sezonlardan yaptığı alımlar ve aldığı önlemler var. Bu nedenle piyasada bir boşluk doğmasını beklemiyoruz. Ayrıca geçtiğimiz sezondan farklı olarak DİR kapsamında ithalatta kısıtlama da yok. İhracat için gerekli tüm hammaddeyi ithal edebiliyoruz. Sonuç olarak piyasayı sıkışıklığa sürükleyecek bir arz şoku beklemiyoruz” dedi.
Fiyat hareketi TMO’nun adımlarına bağlı olacak
Önümüzdeki dönemde iç pazarda buğday fiyatlarının TMO’nun satış fiyatı açıklamasının ardından şekilleneceğini bildiren Ulusoy, 2026 sezonuna ilişkin iklim beklentilerinde bozulma yaşanması halinde şubat ve mart aylarında fiyatlarda hareketlilik görülebileceğini aktardı. Dünya piyasalarında buğday fiyatlarının aşağı yönlü seyretmesini ihracat açısından olumlu değerlendiren Ulusoy, şunları kaydetti: “Türkiye’ye yönelik serbest ithalat yapılmadığı için dünyada düşen fiyatların iç piyasa açısından bir etkisi yok. İç piyasada buğday fiyatları şu an 13 bin – 13 bin 500 lira bandında. Artış yaşanması durumunda TMO’nun müdahale yetkisi var. Bu yıl mısır ve arpada olduğu gibi ihtiyaç halinde buğdayda da müdahale gelir diye düşünüyoruz. 2026 yılı için olumsuz bir tablo oluşmadıkça ithalat kapısının açılması beklenmiyor. Dünya fiyatlarının sakin olması, TMO’nun elini rahatlatıyor. Üç yıl önce Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle buğdayın tonu 400 dolara çıkmış ve TMO 4 milyon ton ithalat yapmıştı. Bugün aynı maliyet 230-250 dolar seviyesinde.”
Donuk unlu mamuller sektörü dönüştürüyor
Donuk unlu mamulleri Türkiye’de un sektörünü dönüştürüyor. Nüfus artışına rağmen geleneksel ekmek tüketiminin sabit kaldığını, hazır tüketime yönelik donmuş ürünlerde ise hızlı büyüme yaşandığını ifade eden Ulusoy, donuk unlu mamullerde yıllık bazda % 7’ye varan büyüme görüldüğünü aktardı. Bu durumun da ürün çeşitliliği konusunda sanayicileri bu yöne yönlendirdiğine ifade eden Ulusoy, “Un sektöründe bir konsolidasyon süreci yaşanıyor; farklılaşmayı başaranlar güçleniyor, geleneksel ürünlerde kalanlar ise güç kaybediyor. Türkiye’de aktif un fabrikası sayısının bugün 355’e gerilemiş durumda. Sayı düşse de kapasitenin yok olmuyor. Fabrikalar kurulu, ancak işletme sorunları nedeniyle çalışamıyor. Bu durum istatistiklerde kapasite kullanımını artmış gibi gösteriyor, oysa bunlar ‘zombi’ kapasiteler; piyasa hareketlendiğinde geçici olarak devreye girip sonra kayboluyor. Bu yüzden 12 ay boyunca standart ürün almak isteyen donuk ürün veya pizza üreticisi bunlarla çalışma şansı yok. Bu nedenle mevsimlik üretici kategorisine geçiyorlar. Geçici kapasiteleri dahil ettiğimizde Türkiye’de toplam kapasite 30 milyon ton, kapasite kullanımı ise % 43 seviyesinde, yani 12,8 milyon ton civarında” diye konuştu.