Dal, iklim değişikliği ve yetersiz yağışlara rağmen Türkiye genelinde yaklaşık 1,5 milyon ton ayçiçeği üretimi beklediklerini söyledi. Türkiye’nin yıllık toplam ayçiçeği ihtiyacının ise ithalat ve ihracat dahil yaklaşık 5 milyon ton seviyesinde olduğuna dikkat çeken Dal, “Ayçiçeği üretiminin desteklenmesi, açıklanacak politikaların zamanında ve öngörülebilir biçimde ilan edilmesi, çiftçiyi belirsizlikten kurtaracaktır” dedi.
Tarife kontenjanı, üretici ve sanayici için denge unsuru
Türkiye’nin üretim miktarının, toplam ihtiyacın yalnızca yarısını karşıladığını vurgulayan Samet Dal, bu açığın kapatılması için yerli üretimin artırılmasının şart olduğunu söyledi. Tarife kontenjanı uygulamasının, çiftçiyi ve sanayiciyi koruyan stratejik bir araç olduğuna dikkat çeken Dal, “Bu sistem, şirketlerin yurtiçinden satın aldığı ayçiçeği miktarına karşılık belirli oranlarda gümrük vergisinden muaf ithalat hakkı tanıyor. Böylece kamuya ek bir yük getirmeden, özel sektörün rekabet gücüyle sürdürülebilir fiyat oluşumuna katkı sağlıyor” diye konuştu.
Dışa bağımlılığı azaltacak stratejik adım
Tarife kontenjanının Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tarafından birlikte belirlendiğini hatırlatan Dal, uygulamanın hasat öncesinde ilan edilmesinin önemine vurgu yaptı. Dal, “İthalatımızın büyük kısmını Rusya ve Ukrayna’dan gerçekleştiriyoruz. Tarife kontenjanı, yıldan yıla düzenli hale getirilirse bu ülkelerin üzerimizde oluşturduğu fiyat baskısını kırmak mümkün olur. Sonuç olarak hem çiftçimiz, hem sanayicimiz hem de tüketicimiz kazanır” ifadelerini kullandı.